ŞARJI BİTİK ERKEKLER

Dişil enerji paketimden oldukça güzel geri bildirimler alırken eril enerji paketi düşünüyordum bir süredir. Ve bu düşüme sürecinde karşılaştığım tüm erkek figürlerin hayat hikayeleri geçiyordu gözümün önünden. Bugün sevgili İngilizce hocam Glady ile konuşurken, erkeklerde eril enerjinin kalmadığından böylelikle evliliğin zorlaştığından bahsetti. Ancak bir şey ekledi, İngiliz erkekleri farklı onlar aile adamı olarak yetiştiriliyor dedi. Bunun üzerine düşündüm. Aile adamı… İngiliz erkekleri… Kuzey Avrupa ülkelerindeki erkek figürü hakkında methiyeler duyduğum olmuştu başka bir hocamdan. İçinden geçtiğim hikayelerden de etkilenerek bu yazıyı yazmaya karar verdim. Yazıyoruuuuuum, yazıyoruummmmm, şarjı bitik erkekleri yazıyorum.

Şarj bir erkek için eril enerji demektir. Şarjınızın bitik olduğunun göstergeleri şunlardır; korku, kaygı, endişe, detaycılık, materyale düşkünlük, takıntılı olmak, madde bağımlılığı, statü düşkünlüğü, iş kolik olmak ver her türlü koliklik, panik bozukluk, depresyon, kötümserlik, şiddete başvurmak, iletişimsizlik, bağlanamama, evlilikten kaçmak, kadınları peşinden koşturmak ya da bunu arzulamak, aldatmak, flörtüz olmak, cinsel ihtiyaçlarını karşılamak için ilişki kurmak, ilişkilerde manipülasyona başvurmak, ifade sorunu yaşamak, para ile ilgili sorun yaşamak, otorite ile sorun yaşamak, agresif olmak, öfke kontrolü sorunu yaşamak, duygularını bastırmak, el aleme göre yaşamak, anneyi fazla önemsemek, babayla ilişkinin bozuk olması. Daha bir çok belirtisini sayabiliriz eril enerji düşüklüğünün ancak yazı boyunca daha fazlasına rastlayacaksınız zaten.

Şimdi meselenin en başına dönelim. Sperm ve yumurta halimize… Bir yumurta anne rahminde tıngır mıngır sallanırken, keyfi keyifken birden milyonlarca spermin gelmesi ile bir seçim yapmak zorunda kalır. Yumurtanın yaptığı tek hareket yumurtalıktan çıkıp rahimde yer bulmaktır. Yani kapıdan çıkıyorsunuz, bahçede sandalyede oturuyorsunuz. Yumurta en iyi spermin kendisini bulmasını beklerken milyonlarca sperm arasında bir seçim yapıyor ve kendisi için en iyi olabilecek spermin içeri girmesine izin veriyor. Ve hikaye başlıyor.

Hikayenin temelinde de görüldüğü gibi, yumurta duran ve seçen tarafta sperm eyleyen ve seçilmek istenen tarafta. Doğada da bu böyledir, erkek hayvanlar dişi için kavga ederken dişi çoktan seçimini yapmıştır bile. Dişil seçimde karar verir ancak eyleme geçmez, eril ise hem seçilmek için kararlıdır ve eyleme geçmektedir.

Şimdi bu hikayenin içine kendinizi ve partnerinizi yerleştirin. Hanginiz yumurta hanginiz sperm? Dişil enerji, kontrol etmez, yönetmez, süreci belirlemez, akıştadır zira bunları yapacak olan eril enerjiyi seçmiştir. Eril enerji ise aktiftir, kontrol eder, düzenler, yönetir. Yalnız burada kavramlara takılıp efendim erkekler yönetemez isyanlarına girmeyiniz kalbinizle okuyunuz lütfen. Her insanda dişil ve eril enerji iç içedir ancak dengeli bir ruha sahip olanlar bu iki enerjiyi de gerektiği yerde çok iyi kullanmasını bilir. Bunları farklı yakıtlar olarak düşünün. Gerektiğinde yolda hangi depodan hangi yakıtı kullanacağınızı seçeceksiniz yolun durumuna göre. Eğer ilişkinizde kadın partneriniz sizin için koşturuyorsa, sizin iyi olmanız için çabalıyorsa, sizi değiştirmek için uğraşıyorsa, o sizin peşinizden geliyorsa, siz duran o hareket eden pozisyondaysa, onun yakıtını kullanıyorsanız üzgünüm şarjınızın bitmesine çok az kalmış. Hadi şimdi yine biraz daha başa dönelim. Bakalım bu şarj niye hiç dolmuyor ya da bitiyor.

Erkek de olsanız kadın da olsanız bir kadının rahminde yani tamamen dişil bir lokasyonda varlığınızın başlaması kaçınılmaz. Bu nedenle bir erkek çocuk olarak aslında, erkekçiliğin ön planda olduğu bu ülkede 1-0 önde doğuyor gibi gözükseniz de maalesef geriden başlıyorsunuz hayata. Biz kadınlar doğamızın getirdiği enerjiyi yine doğal olan ortamda deneyimliyoruz. Ama siz bir öğrenme yolculuğuna çıkacaksınız. İlkel kabililere bakınız, ergenlik ritüellerinde erkek çocuklar klanın verdiği görevi yerine getirerek kendini ispatlamak zorundadır. En ufak bir korku ve kaçınma onun kaybetmesine ve klan tarafından dışlanmasına sebep olacaktır. Eril olmak aslında öğrenilen bir vasıftır.

Erkek çocuk olarak dünyaya geldiğiniz ailede anne ve babanız yani içinizdeki eril dişil enerjinin temelini oluşturacak figürlerle kuracağınız ilişki, sizin eril bataryanızın kaderini büyük ölçüde etkiler. Jung’un dediğine göre aslında dünyaya gelirken bile psişemizde bir eril ve dişil tanımı ile doğuyoruz. Bu nedenle Jung der ki; seçtiğiniz kadınlar içinizde görmek istemediğiniz, bastırdığınız dişilin yansımasıdır. Aslında birlikte olduğunuz kadın figürü ve ona dair tanımlamalarınız psişenizdeki dişil arketipin yansımasıdır. Bu arketip anneniz, anneanneniz, onun annesi derken uzayıp giden bir listenin harmanlanmasından oluşur.

Dünyaya geldiğiniz ailedeki rollere bakın. Kim daha dominant, kim kural koyan, kim cesur, kim yönetiyor, kim hakim, kimin sözü geçiyor, kim kahramanlık yapıyor, eve geyiği kim getiriyor, yani açıkçası klanın başında kim var? Kurtlar aleminde klanın başına geçecek olan Alfa kurdu, dişi için savaşır ve şavaşı kazandığında koca bir klanı yöneteceğinin de farkındadır. Bu nedenle en cesur olan kazanır savaşı. Hadi avcı atalarımıza bakalım, elbette arkeologlar ataerkil sisteme geçmeden önce avcı kadın atalarımızın da olduğunu söylüyorlar. Ataerkil sisteme geçmekle birlikte kadın avcılıktan toplayıcılığa geçmiş olsa da bu dişil enerjinin özünü bozmaz. Hoş günümüzde de artık kadın çalışma alanında oldukça faal ve avcılık yapıyor. Ancak görmekteyiz ki bu avcılık hali, kadını dişil enerjinin o sakin ve akışta olma halinden uzaklaştırıyor. Uzun çalışma saatleri, az olan doğum izni, regl dönemlerinde bile stres ortamında çalışmak zorunda kalmak, kadınları öfkeli, tahammülsüz, savrulgan bir ruh haline geçmesine sebep oluyor.

Eğer bir erkek ilişkide duran taraftaysa şarjı bitiktir, eğer korkuları varsa, gelecek kaygısı varsa, para konularına takıntılı ise, erkek dünyasındaki erkeklerle mücadele ediyorsa, erkekleri potansiyel tehlike olarak görüyorsa, erkek dünyasında kendisini güvende hissetmiyorsa, rekabetçi bir davranış sergiliyorsa, kendisine düşman yaratıyorsa, endişeleri varsa, takıntıları varsa, Mark Wollyn der ki bu erkek dişil enerjiden beslenerek büyümüştür zira annesi onu kendisi için seçmiştir. Böyle bir anneye sahip erkek çocuk, babanın yetersiz kaldığı durumlarda anneye eşlik ederek durumu telafi etmeye çalışır.

Bu noktada bir erkeğin eril dişil dengesini belirleyen unsurlardan birinin anne babasının kendi aralarındaki ilişki biçimi ve ilişkide aldıkları roller olduğunu söylemek mümkün. Türk toplumunda erkek çocuklarına anneleri tarafından duyulan ekstra hayranlık erkek çocuğunun ruhsal olarak babasından kopmasına neden oluyor. Bu da eril enerjiden yoksun büyümesine sebep oluyor. Jung Feminen adlı kitabında bu durumlara ayrıntılı açıklamalar getiriyor. Bir erkek çocuk için baba önemli bir figürdür. Babanın öfkeli, baskın, kızgın, sert, şiddete meyyal olması, erkek çocuğunu eleştirmesi, onunla bağ kurmaktan çekimesi de sorundur, bunun tam tersi pasif, hiç bir şeye karışmayan, çocuğu kendinden üstün gören, kendi sınırlarını çocuğa feda eden, kendini çocuğa ikame eden bir baba olması da sorun doğurur. Çocukken babasını kahraman olarak gören erkek çocuklarının dışarıda bir idealleştirecek bir figür arayışları olmaz, zira idealize edecekleri figür zaten kendi içlerine aldıkları eril enerjidir. Kendileridir. Bireyleşmeyi başarmış bir erkek, kendi kendinin kahramanı olabilir ve bir klan sahibi olabilir.

Eril enerjisi dengeli olan bir erkeğin sigaraya ihtiyacı yoktur. Sigara eksikliğini duyduğumuz eril enerjiyi hayatımıza katma ihtiyacımızın bir sonucudur. Deniz kenarı tatil ve ev seçimleri yine dişil enerji ile bağlantısı daha sıkı olan bir seçimdir. Eril enerjinin mekanı dağlardır, tırmanış ve yürüyüştür. Su, dişildir ve anne rahmini temsil eder. Bu nedenle erkek çocuklarınızı bol bol kampa götürmenizde fayda var. Babalar erkek çocukları ile ok atma, ata binme, dövüş sporlarına katılma aktiviteleri yapabilirler. Bunlar yoksa bunların yerini alacak geleneksel sporlar tercih edilebilir.

Mark Wolynn, annesinin oğulları olarak büyümüş erkeklerin, bağlanmaktan kaçındığını, flörtüz ve seks ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik ilişkiler kurduğunu söylerken, babasının oğulları olan erkek çocuklarının anneleriyle bağlanmasalar bile sağlıklı bir ilişkiyi evliliğe götürebileceklerini ve ailelerinin babası olabileceklerini belirtir.

Şu sıra bildiğiniz gibi Baba dizisini takip ediyorum sizlere de tavsiye ederim. Maskülen, narsit, alfa, dişil enerjide olan erkek tiplerinin hepsini aynı dizide görmeniz mümkün. Harika bir psikolojik alt yapısı var dizinin. Babalarının gücü altında ezilen erkek çocukları ile babasına meydan okuyan ama aynı zamanda onu kahraman olarak gören alfa karakteri Kadir’i görmeniz mümkün olacaktır. Bu böyledir, bir erkek çocuk babasına meydan okuyarak büyür. Kadir de bir süre babasının emirleri altında ezilse de bir noktada gözü açılmış gücünü eline almıştır. Bir erkek çocuk babasını geçmelidir. Ancak o her zaman onun çocuk parçasının kahramanı olarak kalmalıdır. Gelin görün ki bu alfalık mücadelesi günümüzde kadınlara kaldı. Sistem bizi zorunlu olarak maskülen faza geçirirken, eylem alanı küçülen erkekler dişil faza geçiş yaptı.

Aileyi çok güzel yönetiyor kontrol ediyoruz. Bir erkeğin yapabileceği her şeyi yapıyoruz. Mutlu muyuz? İstediğimiz bu muydu? Hiç sanmıyorum. Bir uyanış gerekiyor artık. Ben de baba enerjisinden uzak bir erkek evlat büyütüyorum. Kendi eril dişil dengemi sağlamış olmasam büyük ihtimalle patolojik bir çocuk yetiştirebilirdim. Eril dişil prensiplerini bilir ve dengelerseniz nerede eril nerede dişil davranmanız gerektiğini bilebilirsiniz.

Cinsiyetsiz çocuk yetiştirmenin moda olduğu şu dönemde bu yazdıklarım çoğuna klişe, geleneksel, demode gelebilir. Sonuca bakalım gençler. Mutlu muyuz? Tatminde miyiz? En az 5 dakika erken boşalmadan, kadının da tatminini önemseyerek sevişebilen erkeklerimizin sayısı nedir? Gerçekten orgazm olabilen, rahatlıkla, zihnini susturarak, dans ederek sevişebilen kadın sayımız nedir? Cinsel problemler de eril dişil dengenin bozulması ile ilgildir.


Dişil ve kadın olmaktan utanmayan kadın sayımız nedir? Dişilliği dekolte giyinmekten öte göremeyen bir sistem içinde, bir parça elbise ile bile lotus çiçeğinin frekansını yakalamış kadın sayımız nedir? Erkekliği maskülenlik zannetmeyen erkek sayımız nedir? Kavga etmeden ahenkle ilişki kurabilen çift sayımız nedir? Annemden bir tane var, eşimden çok bulurum demeyen erkek sayısı kaçtır? (Bunu kulak misafiri olduğum bir telefon görüşmesinde işitmiştim). Kadınını korumakla ona baskı yapmak arasındaki farkı bilen erkek sayımız kaçtır? Benim korunmaya ihtiyacım yok diyen kadınlar neden kas ve sinir hastalıkları yaşıyorlar? Hanımlar hepimiz başımızı güvenle yaslayacağımız bir omzu isteriz. Bu bizim genlerimizden gelen bir kod. Korunma isteği acizlikten değil, sırtını yaslama ihtiyacından gelir. Narsist olma ile alfa olma arasındaki farkı bilen erkek sayımız nedir? Narsistler dişil enerjiden en çok beslenen, eril enerji yoksunudur oysa ki.

Er meydanı diye bir şey vardır. Yiğitlik orada belli olur, cesaret orada açığa çıkar. Ancak modern dünya, elimizden gerektiğinde düşmana poposunu göstererek, gündüz ışığında at üstünde savaşabilen Cesur Yürek’leri alıp, gece karanlığında, zihinsel kurgularına, zekasına sığınarak, manipüle ederek savaşan maskeli adamlar bıraktı. Biz elimizde kılıçla er meydanında gündüz ışığında korkusuzca savaşan kadınlara döndük.

Yorulacağız bir gün…. Eril enerji uyanışa geçip, dişilin yanında yer almayı seçmezse, klana sahip çıkmayı, klan kurmayı başaramadıkça, o başa çıkamadığı öfkesi yüzünden (ki bu babaya duylan öfkedir) yer yüzünde gerekesiz savaşlar çıkardıkça, tecavüze, tacize yöneldikçe, şiddeti erkeklik saydıkça, duygularını bastırmayı erlik sandıkça biz daha çok yorulacağız.

Umuyorum ki, eril enerji paketlerim hazır olunca bir çok erkeğe ulaşır… Şimdilik sadece hazırlık aşamasındayım. Benden bu kadar beyler…. Selametle….

1.234 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör