DÜŞEN DOLAR MI? DEĞERİMİZ Mİ?

Güncelleme tarihi: 29 Ara 2021



Günler günler önce, doların 10 Tl’ye yükselmesiyle yükselen korku ve anksiyetemiz, gün geçtikçe arttı. Yöneticilerimiz bu artışları her zamanki gibi dış güçlere bağlasalar da onlar konuştukça, döviz daha da yükseldi. Döviz yükseldikçe, zam geldi, zam geldikçe alım gücümüz düştü. Kendimizi, biteviye çaresiz ve değersiz hissettik.

Bu değersizlik hissi ya da inancı diyelim adına, yeni bir şey değil bizim toplumumuz için. Yıllarca içimize kazınmış, kazındıkça mühürlenmiş bir bir patern. Bizimle başlamadı, belki kuşaklar öncesinde başladı ve bizimle devam ediyor. Başımıza gelen her yönetici, bizi biraz daha değersizleştirdi. Şimdiye kadar ben 42 yaşında bir birey olarak, bana kendimi değerli hissettiren bir yönetici görmedim. Bu nedenle hiç bir partiye oy vermiyorum ve taraf tutmuyorum. Benim için al birini vur ötekine deyimi geçerli hala.

Ancak gelin görün ki bu sefer biraz faklı dinamikler mevcuttu. Ben bir İmam Hatip mezunu olarak, zorla o okula gönderilmiş olsam da, kelam, fıkıh, hadis ve tefsir kavramları ile iç içe büyüdüm. 2010’a kadar geleneksel bir inanca sahipken, 2010 yılında, Avusturalya’da bana başka bir pencere açıldı, ve din dediğimiz, inanç olarak öğrendiğimiz şeyin aslında bana öğretildiği gibi olmadığını anlamaya başladım. Bana sunulan, somut olarak bu budur denilen, içindeki bilgileri tercüme ederken 3 yaşındaki bir çocuğun algısına hitap eden müfessirlerden farklı düşünmeye başladım. Ve gördüm ki, bilgi tektir, anlatımlar semboliktir, binlerce yıldır sistem kendini güncelleyerek gelmektedir. Psikoloji bilimi ile kadim bilgilere bakış açım daha da genişledi ve değişti.

Bu nedenle bu ülkede kullanılan, siyasilerin diline pelesenk olmuş din terminolojisinin benim için bir kaşılığı yok. Ve bunun büyük bir manipülasyon olduğunu düşünüyorum. Din, kişinin anksiyetesini gidermekte ve ona bir değer kazandırmakta çok önemli bir araç. Dini kurallar, kişiyi ruhsal gelişim evrelerinde, en alt seviyeden alıp bir üst basamağa taşımak için vardır ve kutsal metinlerin tamamı sembolik anlamlar içerir. Bu nedenle kati hükümlerin dışındaki dini metinlerin hükmü zamana göre değişmektedir.

Benim ülkemin güzide yöneticileri, kurdukları sistem zorlandıklarında, bu ülkenin bam teli olan dini terminolojiye sığınıp durumu kurtarmaya çalıştıklarında benim kalbim sızlıyor. Faiz haramdır dedikçe yükselen dövizi düşürmek için örtülü bir faize sığınmak, benim korteksimle dalga geçmektir. Bu bana şunu söyler, sen bir aptalsın ve ben istediğim gibi seni manipüle ederim.

Bunu narsistler de söyler ve genelde ülkeleri narsistik kişilik örgütlenmesine sahip kişiler yönetir. Bu ülke insanı, bir gecede yaşatılan şoklardan, krizlerden, darbelerden, hakaret dolu söylemlerden ötürü o kadar çok değersizleşmiştir ki, tutunduğu tek dalı olan, kendi çocukluğunda idealize edemediği baba figürü yerine koyduğu siyasilerin davranışları sorgulayamamaktadır. Narsistler, sizi devalüe eder. Siz bir narsistle ilişki içindeyken değeriniz birden yükselir, sonra yine düşer, sonra yükselir ve düşer. Böylelikle bir yandan kendinizi ayette dendiği gibi ahseni takvim hissederken, diğer yandan esfeli safilin yani aşağıların aşağısı hissedersiniz. Surenin bütününde geçen dağ ve belde anne babamızı, yöneticilerimizi sembolize eder. Yani der ki, annen baban sana bu değeri dengesiz bir şekilde gösterdiği için, ileride yönetildiğinde de böyle yönetileceksin.

Yaradan karşısında insanın kendini değersiz hissetmesindendir dini OKB’nin temeli. Müslümanlar, Yaradan karşısında bile kendini değersiz hisseder. Oysa ki onun karşısında kendimizi en değerli varlık olarak hissetmeliyiz. Bu nedenledir ki dindar ailelerin çocukları artık deist olma yolunda ilerlemektedir. Çünkü sürekli gençler pompalanan bir değersizleştirme inancına, bilimden uzak yaratılış açıklamalarına, yanlı olarak yapılmış yanlış tercümelere, insanlığın ensest bir ilişkiden türemiş olduğuna inanamamaktadır. Dindar aileler ise, bilimsellikten uzak argümanları ile çaresiz kamışlardır.

Günümüzde inandığımız adına din dediğimiz sistem, belirli çevreler, hocalar, gruplar, vakıflar, ilahiyatçıların elinde tutulduğu için biz burada bile kendimizi değersiz hissediyor, Allah’ın bize gönderdiği mektubu okumaktan imtina edip, ben bilmem hocam bilir diyerek kendimizi Allah karşısında bile değersizleştiriyoruz. İnandığım sistemin içinde bile kendimi değersiz hissediyorsam varın gerisini siz düşünün.

Yöneticilerimiz, nas, islam, müslümanlık kavramlarını göstere göstere durumları kurtarmak için kullandığı için bir nesil din kavramından nefret etti, etmeye de devam ediyor. Lütfen şapkamızı önümüze alıp düşünelim.

Nas diyerek faizi düşürmekten vazgeçmemek, sonra bir gece bir anda açıklama yaparak toplumu bipolar etmenin mantığı nedir. Bu kadar mı değersiz Türkiye halkı? Bu kadar mı ucuz ruh sağlığımız? Bu kadar mı önemsisiz?

Hakikati görmek zordur. Bu nedenle küfür kelimesi örtü anlamına, kafir kelimesi de hakikati örten kişi anlamına gelir. Hakikati görmeyen, örten kişi, önündeki ve kendindeki hakikati görmeyen, kendi değerini bilmeyen, kendi kul hakkına giren kişiye bu minvalden bakarsak kafir diyebiliriz. Allah’ı inkar etmek, Allah’ın varlığını inkar etmek değil, kendini, kendi hakikatini inkar etmektir. Zaten o sebeple Allah’ı inkar ederek kendini de inkar etmiş olursun. Allah dediğin sende yansıyandır.

Dini terimleri kullanarak ekonomiyi yönetmeye çalışanlara sözüm, kaybettiğimiz ruhsal değeri bize geri verebilecek misiniz? Gerçekten rahat uyuyabiliyor musunuz? Ruh sağlığımızı kurlara bağlayan ve istediği gibi manipüle eden yöneticilere soruyorum, gerçekten nerede Hz Ömer adaleti. Sahabenin, ey Muhammed bu sendense kabul etmiyoruz, Allahtan ise kabul ediyoruz diye çıkışmalarındaki cesaret nerede? Gerçekten aynı dine mi inanıyoruz?

Faiz haramdır noktasına gelinceye kadar, yalan söylemek, kul hakkına girmek gibi bir çok öncelikli yasaklanmış eylemleri yapmasanız daha iyi değil mi?

Alimin uykusu cahilin namazından evladır diye bir hadis var. Alim, din ile uğraşan değil şimdi ki bilim insanıdır. Bizi bilimsel ve akılcı düşünmekten, kendi öz değerimizden uzaklaştıran her türlü sisteme karşı uyanmadıkça, bağlanma ihtiyacımızı siyasi figürlere, hocalara, şeyhlere yapışarak gidermeyi bırakmadıkça, hakikati örttükçe dolar 1 tl de olsa bir yere varamayacağız.

10 tl olan dolara üzülmekle, 13 tl olan dolara sevinmek arasında gidip geleceğiz. İşte bu kadar yitirdik aklı selim halimizi. Dolar 13 tl olduğu için halay çekenlere sözüm, kardeşlerim bur bir akıl tutulmasıdır. Bu büyük bir depresyonun başlangıcıdır.

Gelelim işin astrolojik kısmına. Venüs’ün retro olduğu gün açıklamanın yapılması ve dövizin düşmesi tesadüf değildi. Venüs, sevgi, değer, para ve ilişkileri sembolize eden bir gezegendir. Ve geri gittiğinde tarih tekerrür eder. Bu nedenle 70’lerde denenmiş ancak başarılı olamamış bir ekonomi politikası tekrar önümüze sürülmektedir. Astrolojiye hurafe diyenlere sözüm, bir çok ülke yöneticisinin astrologu var. Bizim ülke yöneticilerinin doğum haritasını biliyorum, buraya yazsam hurafe diyenler aaaaaa diyerek hayret nidaları atar çok eminim. Neden bu kadar dini terminoloji kullanıldığı bile o haritada saklı.

Ben bugünden sonra sistem ve yöneticilerle olan ilişki şeklimi değiştiriyorum. Narsistlere karşı duyarsız olun deriz biz. Ben artık, duymuyorum, görmüyorum. Ama biliyorum. Kendi hakikatimi ve olan bitenin neye mal olduğunu biliyorum.

Sevgiler.

Not: 28 şubat sürecini iliklerine kadar yaşamış ve ötekileştirilmiş biri olarak, o dönemi yaşayıp, korkudan dolayı hakikati görmek istemeyenlere sözüm, La İlahe İllallah sözünü hatırlayınız. Burada korkudan dolayı gözünü kör etmek, yanlışa sıkı sıkıya sarılmak ifadesi yoktur. Tam tersi isyan ve red ifadesi vardır. İlahlaşmış her sisteme hayır demekle başlar iman etmek.

125 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör