ENSEMDEKİ DÜŞMAN/BİR TACİZ ÖYKÜSÜ

Cildimiz ilkel varoluşumuzdan itibaren bizi korumakla görevlidir. Bir tür sınırdır aslında.

Fiziksel hastalıkların duygusal sebepleri ile çalışan kişiler ciltteki hastalıkların genelde ayrılık vakaları ile ilgili olduğunu söylerler. Oysa ki ayrılığın ötesinde ilk görevi olan koruma ve korunma çatışmaları ile yakından ilgilidir cilt hastalıkları.


Geçen gün bir danışanımla ikinci seansımızı gerçekleştiriyorduk. Cildindeki kuruluk nihayet azalmıştı, kaşıntısı bitmişti. Ancak yine tetikleniyordu. Tetiklenme zamanını konuştuğumuzda farketti ki olay babasına sınır çizip çizememekle ilgili. Babasına ruhsal olarak ebeveynlik yapıyordu ve meselenin dış yüzeyinde bir ayrılık hikayesi olsa da temelinde kişinin kendi sınırlarını korumada yaşadığı güçlük vardı.


Egzamadan tutun da her türlü cilt semptomunun altında bu sınır koyma ve korunma çatışmasını görmek mümkündür. Uzun süre ben de ensemdeki saç derimde olan egzama ile çalıştım. Nihayetinde geçmişti fakat yakın zamanda yine patlak verdi.

Peki yakın zamanda ne oldu. En son saçlarımın rengini biraz daha koyultmak için kuaföre gittim. Dokunuşlarından pek hoşlanmadığım bir eleman var ve ben maalesef yine o gün ona düştüm. Başlarda anlamaya çalışıyordum, saçımı toplarken neden yüzüme dokunduğunu. Herhalde kas kontrol sorunu var ellerini bir şekilde kontrol edemiyor diye düşündüm. Aklım bunu söylerken içimdeki sezgiler her zamanki gibi garip bir enerji seziyordu. Ama ben sezgilerimle aklımı ortak paydada buluşturmayı sevdiğimden bu sefer aklımın sesine daha çok kulak verdim.


Tarzı o diye geçiştirmiştim. Son gidişimde uyarma gereği hissettim. Bir tutam saçım var neden arkadan toplarken yüzüme çeneme dokunasın ki? Huylandım lütfen dikkat et dedim. Cevap şu: Betül hanım siz huylanmazdınız.

Bu gayrı ahlaki cevap yetmez mi gibi bir de sonrasında saçlarımı çekiştirerek boymaya başladı. Yine uyardım çok çekiştiriyorsun dedim. Pardon pardon diyerek devam etti. Uzunca beklemeden sonra yıkama setine geçtim, başımı ezer gibi yıkamasını mı söyleyeyim, tarağı saç derime batırır gibi taramasını mı söyleyeyim, kulaklarımı avuçlayarak yıkamasını mı söyleyeyim bilemiyorum. Belli ki bir patolojisi vardı ve belki de bana aktarım yapıyordu. Belki eski eşine ya da annesine benziyordum bilemem. Ancak uyarım onun hoşuna gitmemişti bunu anlayabiliyordum. Ancak o kadar kibar davranıyordu ki sözel olarak, o kibarlığın ardındaki öfkeyi görmemek için kör olmam gerekiyordu.


Kafamın hunharca işlem görmesinden sonra eve geldim. Bilin bakalım iki gün sonra ne oldu? Elbette ki o geçen egzamam inanılmaz büyüklükte geri geldi. İlk önce anlam veremedim, boyadan mı acaba dedim. Çünkü o kadar çok aklileştiyorum ki bazen bir çok şeyi, o öyledir, o patolojidir diye diye insanlara vermem gereken tepkiyi vermediğimi fark ediyorum. Saçlarımı yıkarken, ensemdeki düşman lafı geldi aklıma . Evet ya adam ensemdeydi ve bana travma yaşattı, sınırlarımı çiğnedi bu yüzden egzama tekrar patlak verdi dedim. Tabi hemen kendime çalıştım bu konuda ve çok şükür egzamam geçti.


Ensedeki egzamalar genelde arkamızda olan bilinçaltımızın düşman olarak belirlediği durumlar ve kişilerle alakalı. Bu bazen ebeveyniniz, bazen öğretmeniniz, sevgiliniz, patronunuz, bazen de kuaförünüz olabilir.


Mesele şu; sınır ve rıza. Bir kadının rızası olmadan kuaför bile olsanız başında hiç bir yere dokunamazsınız. Bir kadının rızası olmadan kocası bile olsanız sevişemezsiniz, sevişmeye izin verse bile rızası olmadığı bölgelere dokunamazsınız.

Bir gebenin rızası yoksa ona istediğiniz şekilde doğum yaptıramazsınız. Rıza yoksa doğumhanede normal doğursun diye zorlayamazsınız. Rızası yoksa sezaryene sokamazsınız. Bir insanın rızası olmadan hiç bir şey yapamazsınız. Bu sınır ihlalidir, tacizdir, tecavüzdür.

Bir bebeğin, çocuğun rıza olmadan ağzına kaşık sokamazsınız. Rızası yoksa zorla uyutamazsınız. Bir çocuğun rızası yoksa dini bile dayatamazsınız. Zorla başını örten kızlarda görülen ense egzamalarının sebebi bu. O kadar çok email alıyorum ki, başımı zorla örttüm açmak istiyorumla başlayan. İnanç da rıza meselesidir. Rızası olan inanır, rızası olmayan inanmaz. Çocukları cennete gönderelim diyerek onların sınırlarını işgal edemeyiz. Bu konuda bir video çekeceğim.

Tecavüz sadece fiziksel gerçekleşmez.Biz kadınlar olarak bu ülkede ruhsal olarak da tecavüze maruz kalıyoruz. Ancak bu ülkenin kadınları olarak ben de dahil, kibar olacağız diye bize yapılana kibarca uyarmaktan başa bir şey yapamayabiliyoruz. Sonrasında elbette salon sahibi ile konuştum ve durumu bildirdim. Şunu söylemeliyim ki bu kadar anlayışlı olmak zorunda değiliz. Hele biz uzmanlar, uzmanız diye herkesi anlamak zorunda değiliz.


Lütfen kendi sınırlarımıza sahip çıkalım. Ve rıza meselesi üzerinde daha ince düşünelim. Neye rızam var, neye rızam yok soralım kendimize. Ve bunu açıkça ilişki içinde olduğumuz herkese ilan edelim. Ben bugün bu yazı ile ses çıkarıyorum. Rızam yokken kuaför bile olsan enseme yanağıma dokunamazsınız. Rızam YOK!

Sevgilerimle…


849 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör