YIRTILAN KULAK ZARIM/ANNEMDEN AYRIŞMAK

Güncelleme tarihi: 25 Ağu 2021

10 Temmuz’da başladı her şey. Annem kendi kalıplarına uymadığım için beni ateşleyecek cümleler edince büyük bir tartışma yaşadık. Bu tartışma annemle bağı kökünden koparmaya yetmişti. Ardından hayatımda çok sevdiğimi düşündüğüm ve sevildiğime inandığım insanlarla da bağım koptu. Bu büyük kopuş, aslında hayatımda yeni bir dönemin başlangıcıydı ve ben henüz bilmiyordum.

Annem, kendimi bildim bileli bizi beklentili sevmiştir. Bize ya da başkalarına çok vererek sevmeyi ve sevilmeyi deneyimlemiştir. O tartışma esnasında ben seni böyle kabul etmiyorum dediğinde (çünkü onun inanç kalıplara uymuyordum son bir kaç yıldır) içimdeki o kabul edilmeme hipnozu hortladı. 12 Temmuzdu yanılmıyorsam, bana annem gibi hissettiren annemle kurduğum ilişkideki gibi verici olduğum ancak bir nesne gibi hayatının kenarına tutuşturduğunu düşündüğüm ve tıpkı annem gibi asla açık konuşmayan içindeki gerçek düşüncesini ifade etmeyen (Annem 10 temmuzda ilk defa inancına ters düştüğüm için kabul etmediğini söyledi, 3 yıl içinde tutmuş) bir arkadaşımla da bağımı kopardım. Bunu yapmak zorundaydım zira kendime olan saygımı kaybedecektim.

Sonra arkadaşımın çok sevdiğim ailesiyle de iletişimime ara vermek zorunda olduğumu düşündüm zira annemle kurduğum ilişkinin bir benzerini onlarla kurmuştum. Her arandığında telefonun ucunda olan, sürekli veren, sürekli regüle eden, kırılsa bile ses etmeyen, kapsayan bir nesne ikamesi olduğumu farketmiştim. Yani döngü yine başa sarmıştı. Annemden alamadığım gibi, bu sevdiğim insanlardan da alamadığımı anladım. Mark Wolynn bizim gibiler için Giver diyor. Yani çocuklukta anne tarafından duygusal olarak anlaşılmamış, annenin üzüntüsünü, kederini, stresini gidermeye çalışmaktan kendi duygusunu göremeden büyümüş çocuklarız biz. Biz vermeyi çok iyi biliriz, başkasının sıkıntısını gidermeyi çok iyi biliriz. Çocukken bunu öğrendik çünkü. Bizim gibi çocukların genelde büyüyünce healer yani iyileştirici, psikolog, şifacı ya da spiritüel insanlar olduğunu söylüyor Mark Wolynn. Tam o dönemde yolumun Wolynn ile kesişmesi ve ondan 2. kez eğitim almaya başlamam sanırım hayatımı kurtardı.

Annemle konuşmama kararı aldım. Ve bir kaç gün sonra, kulak zırımı kazara yırttım. Nasıl yırttığımı sormayın dudağınız uçuklar. Sol kulak zarımı yırttım, zira sol taraf anneyi anne gibi olan sevdiklerimizden duyamadığımız şeyleri temsil eder. Duymak istediğim destek sözcüklerinin hiç birini duyamamıştım.

Kulak zarım şiddetli yırtıldığından kulak kristallerim de yerinden oynamış olacaktı ki iki gün ağır baş dönmesi yaşadım. Annem durumu bir şekilde öğrendi ancak bana bakım vermek için gelmedi. Ben de çağırmadım. Zira Mark Wolynn aynı günlerde diyordu ki, anneden ayrışacağınız zaman hastalanırsınız, kendinizi yararlarsınız, yani kısacası başınıza iş açarsınız ki anne size tekrar bakım. versin. Kronik hastalıkların çoğunu anneden ayrışamamaya bağlıyor Wolynn. Çünkü içerideki çocuk hep anneden bakım almaya muhtaç.

Kendimi bir kaç gün o şekilde idare ettim. Kızgındım, zira her zor günlerinde yanında olduğum o insanların yanımda olmadıklarını düşünüyordum. Tıpkı annem gibi. Günlerce düşündüm, bir yandan eğitim alıyordum, bir yandan evi çekip çeviriyordum, bir yandan kulağımın içinde korkunç bir çınlama ve ağrı ile uğraşıyordum.

Sonunda kendimi tam 10 yıldır gitmek isteyip de gidemediğim yerlere atmak için tatile çıktım. Dağlarda gezdim, tırmandım, zıpladım. Bir yandan da hep düşündüm. İlk kez bu kadar net bir şekilde anneme karşı, onunla konuşmadığım için suçluluk hissetmiyordum. Ve kötü çocuk olmayı sonuna kadar göze almıştım. Annenizi gözünüzde çok büyütürseniz, ah cefakar fedakar, muhteşem annem derseniz bu sizin ayrışamamış olduğunuzu gösterir ve hep suçluluk duyarsınız diyordu Wolynn. Evet suçluluk hissetmiyordum, bu da gerçekten ayrışmayı başarmış olduğumu gösteriyordu.

Bir yandan kulağım için şifa çalışmaları yaparken diğer yandan ruhumda pencere üzerine pencere açılıyordu. Başka başka hakikatleri görmeye başlamıştım ve en önemlisi de kendime ve çocuklarıma hiç kimse olmadan yettiğimi keşfettim. Gerçekten 1 ay boyunca dostlarımın aramaları dışında hiç kimse olmadı yanımda. Bu benim için harika bir deneyimdi. Ha yan komşum Serap Teyze ve Tuğçe’yi unutursam olmaz. Sağolsunlar kahve bahaneydi samimiyetleri bana yetti.

Kulak zarım yırtıldıktan 1 hafta sonra tamamen iyileşti. Annem ise 1 ay sonra bana adım attı. Normalde küser, adımları çocuklarından beklerdi. Bu sefer kendisi adım attı ve oldukça samimiydi. O gerçek düşüncelerini içinde tutan, yer yer maskeli olduğunu düşündüğüm annem artık netti şeffaftı. İşte başardım diye düşündüm, bir pazar günü. Ve aynı gün bağımı kestiğim arkadaşımla veda konuşması yaptık. Konuşmasında kullandığı hakaret ve aşağılama dolu cümleleri tarif etmem imkansız. Ancak şunu çok iyi biliyordum ki kavgası benimle değildi. Hiç birimizin kavgası birbirimizle değil geçmişimizledir.

Biliyordum ki dediklerinin bende bir karşılığı yoktu. Bende bulunan o Giver paternini farklı yorumlamıştı. Ailemin merkezinde olmak, bizi kontrol etmek için bize bu kadar iyi davrandın, elde etmek istediklerin vardı ve edemeyince bağını kestin demeye getirdi ve gitti. Davranışı ve söylemlerinden dolayı üzülmedim. Nasıl ki benim meselem onunla ilgili değildi onun da meselesi benimle ilgili değildi fakat bazen bazı şeylerin bitmesi gerekiyordu. O günden sonra bir hafiflik bir rahatlama hissettim, tıpkı annemle o toksik bağı kopardığım zamandaki gibi. Ve her şerde bir hayır vardır dedim. Ben kendimle ilgili kısmı çözmüştüm, o da kendisiyle ilgili kısmı çözecektir. Bunun için hayatında yeterince rehberleri var diye düşünüyorum.

Annemle toksik bağı kesince ve güçlü durunca hayatımın bolluk bereket enerjisi açıldı. Wolynn diyor ki para ile ilişkimiz aslında annemizle ilişkimizle ilgili. Anneyle 0-10 yaşta ilişkimiz ve temasımızda kopukluk varsa parayı kaybetmekten korkarız. Ya da para bir yerden gelir bir yerden gider zira içgüsel olarak anneye güven duymamaktayızdır. O bir yerden gelen bir yere giden para durdu. Havuzun delik yeri tamir oldu. Anneyi hayatının bir kenarına sadece anne olarak konumlandırmak kolay bir iş değil. Tam 8 yılımı aldı sanırım. Ve final sahnesini başarı ile tamamladım.

Annemle aram şu an iyi ve dengeli. İkimiz de özgürleştik. Ona çocuklarıma baktırarak ben de yeni bağımlılıklar yaratmış ve onu kısıtlamışım. İlişkimiz koptuğunda anladım. Şu an annem şehir şehir geziyor. Arada geliyor ve gidiyor. Tam istediğimiz gibi oldu her şey. Ben duygusal bir ihtiyaç hissetmiyorum anneme karşı. Kendimi gerçekten bir yetişkin olabildiğim için tebrik ediyorum :)

Arkadaşıma gelince, affetmek anlamakla başlar demişti Wolynn. Ona kendimi anlattığımı düşünüyorum. Ancak ben sadece kendi analizimden yola çıkarak onu anlamaya çalıştığım için tabi ki yeterli değildi. Zira hiç bir şey anlatmadı sadece öfkesini kustu ve gitti. Gerçeği sadece kendisi bilecek. Kendisine hiç bir kötülüğü olmamış birine, sanki hayatındaki tüm kötü giden şeylerin sorumlusu gibi davranıp asıp kesmesininin altında yatan sebepleri kendisi çözecek. Bana düşen buradan kendi derslerimi alıp yoluma devam etmek. İlahi adalet dengeli bir şekilde işleyecektir.

Şimdilik benden bu kadar. Bu süreci merak edenler çok olmuştu. Umarım güzel bir şekilde yazabilmişimdir. Herkese hayırlı ayrışmalar dilerim.

Not: Bu yazıyı tamamiyle anlayabilmeniz için Terapi Günlükleri ve Duygusal İyileşme kitaplarımı okumanızı öneririm. Zira hikaye orada başlıyor.

1.308 görüntüleme1 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör